27 Mayıs 2014 Salı

V. Geleneksel ALS İzmir Bahar Buluşması

İzmir'de beşinci kez buluştuk... Bu kez bir cesaret, attık kendimizi dışarı... Her yanımız yeşil, gökyüzü mavi... Havada özgürlük kokusu var... Yüreklerde yıllanmış hasret, sabırsızlık, nedensiz bir mutluluk... Kaptanlık geleneği devam ediyor. Umut gemisi koyduk adını... Kaptanlık ciddi iş... Kaptanın iyisi fırtınada belli olur derler... Son bir yılda ne fırtınalar atlattık. Bir arada kalmaya çalıştık. Kimi yolcumuzu sonsuzluk denizine verdik...
Kaptan Vedat görevi rahmetli Mustafa Öndar kaptandan devralmıştı. Layıkı ile yaptı. Kendisine teşekkür ederiz.
Şimdi sıra Ali kaptanda...
Güzel bir Pazar günüydü... Katılan dostlara teşekkürler
Destek veren gizli kahramanlara gönülden teşekkürler.
Ve bir Mayıs günü aklımızda kalan bir replik:
Çocuk soruyor: "abi burada dizi mi çekiyorlar?"
Adam cevap veriyor: "Evlat, burada gerçeği çekiyorlar"
Not: Dünyada Mayıs ayı "ALS farkındalık ayı" olarak kabul edilir. Farkında olan dostlarımıza selamlar sevgiler...
Alper Kaya
Emekli Kaptan

15 Mayıs 2014 Perşembe

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

Önce birkaç temel kavramı hatırlayalım:
Travma: Örselenme, ruh ve beden sağlığına gelebilecek her türlü tehdit; maddî veya manevî yara.
Stres: Zorlanma.
Akut stres tepkisi (akut stres bozukluğupsikolojik şokmental şok veya basitçe şok):
Korkunç veya da travmatik bir olaya karşı tepki olarak ortaya çıkan psikiyatrik bir durumdur. Bununla bağlantısı olmayan dolaşım sistemiyle ilgili şok  ile karıştırılmamalıdır.
Akut Stres Tepkisi, ilk olarak Walter Cannon tarafından, 1920'lerde, hayvanların tehdide karşı sempatik sinir sistemindeki  genel bir boşalmayla tepki göstermesi olarak nitelendirildi. Tepki daha sonra, omurgalılar ve diğer organizmalar arasındaki stres yanıtlarını düzenleyen genel adaptasyon sendromunun ilk aşaması olarak kabul edildi.

Sebepleri
Tanım olarak Akut Stres Tepkisi, bir kişinin yaşadığı veya tanık olduğu travmatik olayın sonucudur. Olayda kurban/tanık şiddetli, rahatsız edici ve beklenmedik bir korku yaşar.
Kurban veya tanık (şâhit) kendisinin veya başka birinin ciddi bir şekilde yaralanacağı veya öleceği hissine kapılır. Kurban kelimesi, bâzı dinsel çağrışımlara yol açtığı için, özellikle cinsel travma mağdurlarında pek fazla tercih edilmemektedir.
Yoğun bir çaresizlik karşısında zihnin ve vücudun verdiği cevap olan Akut Stres Tepkisi, TSSB’nin bir çeşididir. Yaş, cinsiyet, toplumsal ve kültürel şartlar, çocukluk çağında yaşanan olumsuzluklar, olumsuz hayat olaylar, toplumsal desteğin yetersizliği, aile ve psikiyatrik hastalık öyküsü gibi genetik, biyolojik ve psikolojik yatkınlıklar bu tür bir etkinin ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.
Ruhsal travmanın etkileri ve çareleri
Travma sonrası stres sorunları korkutucu olaylardan sonra görülür ve yıllarca sürebilir. Ömür boyu da sebat edip, bir kişilik sorunu hâlini alabilir.
TSSB kişiyi ve ailesini, kişinin iş gücünü olumsuz etkiler.
Ruhsal travmaya yol açan olaylar:
Hangi Olaylar Ruhsal Travmaya Yol açar?
Ruhsal sorunlara yol açtığı bilinen travma türleri şöyle sıralanabilir:
* Doğal âfetler (deprem, sel, yangın)
* İnsan eliyle yapılan travmalar (savaş, işkence, tecavüz)
* Kazalar (iş, trafik)
* Beklenmedik ölümler
* Ciddi-ölümcül hastalıklara yakalanma

Toplum içinde ruhsal travmaya yol açan olaylar çok yaygındır.
Araştırmalar, her iki kişiden birinin bu tür olaylarla hayatında en az bir kere karşılaştığını gösteriyor. Ruhsal travmayla karşılaşma bahtsızlığı herkes için eşit değildir. Suç oranının yüksek olduğu yerlerde yaşayanlar, başka ruhsal hastalığı veya alkol-madde bağımlılığı olanlar, askerler, polisler, itfaiye personeli olanlar, maden işçileri ve benzeri ağır stresör (zorlayıcı) meslek erbabı, korkutucu olaylarla daha sık karşılaşırlar.

Ruhsal travmalardan sonra en sık görülen iki hastalık: Depresyon ve Travma Sonrası Stres Hastalığı (Bozukluğu)

Kişiyi çok korkutan, dehşet içinde bırakan, çaresizlik duyguları yaratan olayların uzun süren ruhsal sorunlara yol açtığı biliniyor. Ruhsal travmalardan sonra sık görülen rahatsızlıklardan biri depresyondur. Depresyonun en sık görülen belirtileri isteksizlik, halsizlik, moral bozukluğu, uyku ve iştah bozukluğu ve hayattan zevk alamamaktır.
Depresyon, ruhsal travmadan sonra ilk kez ortaya çıkabileceği gibi, daha önce depresyon geçirmiş kişilerde depresyonun tekrarlaması şeklinde de görülebilir.
TSSB'de ise:
uykusuzluk,
kâbuslar,
olayla ilgili anıların rahatsız edici biçimde sık sık hatırlanması,
sürekli olarak olayın tekrarlanacağı korkusu ve bu nedenle diken üstünde hissetme,
kolay irkilme,
çabuk sinirlenme,
gelecekle ilgili plan yapamama,
yabancılaşma (başkaları beni veya yaşadıklarımı anlamıyor hissi),
olayı hatırlatan durumlarda huzursuz olma ve bu durumlardan kaçınma görülür
Bu belirtiler çoğu kişide travmayı izleyen günlerde görülür ve genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden düzelir, ancak bazı kişilerde aylarca, hâttâ yıllarca sürebilir. Şu anda 80 yaşın üstünde olan 2. Dünya Savaşı gazilerinde hâlâ bu hastalığın izlerini taşıyanlar vardır. Belirtiler bâzen travmatik olay olup bittikten aylarca sonra başlayabilir. Bizde de 12 Eylül sonrasında, şimdiki dönemlerde nedense daha sık yaşanır hâle gelen ve ihmâlin ön plânda olduğu her durumda görülmektedir.
Her türlü terör eylemi ve benzeri nâhoş tablolar da buna yol açabilir. Bizde de, rahatlıkla, bir Güneydoğu Sendromundan bahsedilebilir.
Birinci Dünya Savaşından sonra tanınmaya başlayan bu hastalık, özellikle Vietnam’dan dönen Amerikalı askerlerde görülen travmatik stres belirtilerinin ayrıntılı biçimde araştırılması ve birçok kitaba, filme konu olması nedeniyle, bütün dünyada daha iyi bilinir hâle gelmiştir (shell shock).
Travma Sonrası Stres Bozukluğu görülen pek çok kişide aynı anda başka ruhsal rahatsızlıklar da görülür. TSSB ile birlikte en sık görülen hastalık depresyondur.
Depresyon dışında, çeşitli anksiyete (sıkıntı, kaygı, endişe, bunaltı) bozuklukları, aşırı alkol veya madde kullanımı da görülebilir. Daha önceden ruhsal hastalık geçirmiş kişilerde travma sonrasında o hastalıkların yeniden ortaya çıkma riski fazladır.
TSSB dışında ikinci bir ruhsal hastalık varsa, hem kişinin yaşadığı sıkıntı ve iş-gücü kaybı artar, hem de daha yoğun ve daha uzun süreli tedavi gerektirir. Özürlü ve engeli durumuna düşebilir.
TSSB uzun yıllar sürebilen ve ciddi iş gücü kaybına yol açabilen bir hastalıktır.
Toplumda ruhsal travma yaşayan pek çok kişi olmasına rağmen ancak bir kısmı (örneğin depremi yaşayanlarda %20’si) TSSB'ye yakalanır. Bu da bâzı kişilerde hastalığa bir yatkınlık olabileceğini veya bâzılarının hastalığa karşı daha dayanıklı olduğunu düşündürür. Ruhsal travmalardan sonra kimlerin hastalanacağını veya kimlerin uzun süre hasta olarak kalacağını önceden bilmek kişi ve ailesi için olduğu kadar toplum için de önemlidir. Özellikle deprem gibi felâketlerden etkilenen kişi sayısının milyonlarla ifade edilmesi konunun ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir.
Yapılan araştırmalar, kadınların erkeklere oranla ruhsal travmalardan sonra TSSB’na daha sık yakalandığını gösteriyor
 Travmanın türü ne olursa olsun, kadınlarda TSSB, erkeklerden 2-3 kat daha fazla görülüyor. Geçmişte başka ruhsal travma yaşayanlar, daha önce ruhsal hastalık geçirmiş olanlar veya yakınlarında ruhsal hastalık bulunan kişilerin TSSB’na yakalanma ihtimali daha fazladır.
Kadınlar, geçmişte ruhsal travma yaşayanlar, başka ruhsal veya bedensel hastalığı olanlar ve travmayı daha şiddetli yaşayanlar daha fazla risk altındadır.
Ruhsal travma ne kadar şiddetli yaşanmış ise ruhsal etkiler de o kadar fazla ve uzun süreli olur. Örneğin depremde enkaz altında kalanlar kalmayanlara göre, yakınını kaybedenler kaybetmeyenlere göre, evi hasar görenler görmeyenlere göre daha fazla ruhsal sorun yaşarlar. Bunun dışında travma sırasında yaşanan korkunun derecesi de önemlidir: örneğin deprem anında çok fazla korktuklarını, hiçbir şey düşünemeyip donup kaldıklarını söyleyenler arasında TSSB oranları daha yüksektir.
Kaçınma veya unutmaya çalışma travmanın etkilerini azaltmıyor
Travma sonrasında kişinin olayın etkileriyle başa çıkmak için kullandığı yöntemlerin de sonuçları etkileyebileceği düşünülüyor.
Olay olmamış gibi davranan, unutmaya çalışanlarda hastalığın iyileşmesi daha fazla gecikirken, sorunlar için yardım arayan, sorunlarını başkalarıyla paylaşan, hakkını arayan kişiler daha çabuk iyileşiyor. Kişinin elde edebildiği sosyal destek de travma sonrasında iyileşmeye olumlu etkide bulunuyor. Sosyal destek az ise özellikle depresyon belirtileri daha fazla hissediliyor.
Zaman, travmanın etkilerini tamamen ortadan kaldırmaz
Yapılan çalışmalar travmalardan sonraki ilk günlerde olayı yaşayan kişilerin çoğunun ruhsal olarak etkilendiğini, korktuğunu, kâbuslar gördüğünü, ancak bu belirtilerin birçok kişide günler veya haftalar içinde geçtiğini gösteriyor. Ancak etkilenen her 5-6 kişiden birinde belirtilerin düzelmesi çok daha uzun sürebiliyor, bazen ise yıllarca devam edebiliyor. Bu nedenle “zaman her şeyin ilâcıdır” sözü herkes için geçerli değil.

TSSB Belirtileri:
Yeniden yaşama (hatırlama): Travma yaşayan kişide olaydan sonra olayla ilgili anıların zihnine gelmesi sık görülür (flashback). Olayla ilgili görüntüler (örneğin ceset görüntüleri), sesler (yardım isteyenlerin haykırışları) onları düşünmek istemediğinde veya aklına getirecek bir durum olmadığı hâlde bile kişinin zihnine gelebilir.
Bu anıların canlanması kişiyi genellikle çok rahatsız eder ve iç sıkıntısı, çarpıntı, terleme, titreme, nefes alamama gibi bunaltı belirtilerine yol açar. Bâzen de kişi olayı gerçekten yaşıyor gibi olur. Gerçekte bir sarsıntı olmadığı hâlde yer sallanıyor gibi hissetme, uyanıkken travma anıyla ilgili hayaller görme buna örnektir. Kişi bu durumu öylesine gerçekçi yaşar ki, ona uygun davranabilir: örneğin gördüğü hayâllerle konuşabilir, bir tehlike olmadığı halde kaçmaya çalışabilir. 

Kaçınma: Kişi olayı hatırlatan yer, durum, konuşma, hatta duygu ve düşüncelerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışır. Olayı hatırlamak büyük bir sıkıntı, acı ve korku hissine yol açtığı için kişi olayı hatırlatan yerlere gitmez, bu konulardan bahsetmez veya konuşulan yerlerden uzak durur. Enkaz altında kalmış bâzı kişiler evin enkazının bulunduğu yeri, hâttâ o şehri ziyaret edemeyebilir, olaydan bahsedemeyebilir.
Travma yaşamış kişilerde, bâzen olayın ayrıntılarını unutma durumu görülebilir. Genellikle olayın en sıkıntı verici bölümleri unutulur veya çok güçlükle hatırlanır. Bu durum “olayı düşünmek istememekten” farklıdır ve kişi hatırlamak istediği hâlde hatırlayamaz.
Ruhsal travmalardan sonra insanlardan uzaklaşma, gelecek beklentisinin kalmaması gibi belirtiler de görülebilir.
“Benim yaşadıklarımı kimse anlayamaz” tarzında düşünme sık görülür. Kişiler olayı yaşamamış kişilerden duygusal olarak uzak hissedebilirler, duygularında körelme olur, sevinç ve üzüntü hissedemeyebilirler. Bâzen kendilerine yardım etmeye çalışanlara öfke duyabilirler, bâzı kişiler sâdece aynı travmayı yaşamış kişilerle görüşüp, diğerleriyle ilişkiyi kesebilirler. Gelecekle ilgili plân yapılamadığı için sadece o günü yaşama, aktivitelerde azalma görülebilir.

Aşırı uyarılma: Ruhsal travmadan etkilenmiş kişiler kendilerini diken üstünde, sürekli tetikte hissedebilirler. Her an o olay tekrar olacakmış gibi gelebilir. Davranışlarını bu ihtimâli düşünerek şekillendirirler, bu konuda aşırı tedbirli davranırlar. Örneğin, istemeden de, olsa girdikleri binanın çatlağı var mı, kapısından kolay kaçılabilir mi diye kontrol ederler. Yolda yürürken üstüne devrilmesinden korkup direklere yaklaşmazlar. Tehlikeler konusunda abartılı tedbirler alabilirler.
Aşırı uyarılmanın diğer göstergeleri âni ses ve hareketlerde irkilme veya yerinden sıçramadır. Kapı çarpması, yüksek sesle konuşma, birinin âniden odaya girmesi gibi beklenmedik durumlar kişinin yerinden sıçramasına ve uzunca sürebilen bunaltı belirtilerine (çarpıntı, terleme, titreme, nefes daralması) yol açar.
Akut veya kronik Dissosiyatif Tablolar da sıktır
Özellikle uykuya dalmakta güçlük sık görülür. Travmayla ilgili korkular nedeniyle uykuya dalmak saatler sürebilir, normâlde uyandırmayacak seslerle kişi kolayca uyanabilir.
Tedaviler
TSSB'nun tedavisinde hem ilâçların, hem de psikolojik tedavilerin etkili olduğu gösterilmiştir.
Travmatik olaydan herkesin aynı oranda etkilenmediği açıktır. Travmayla ilgili az sayıda ruhsal belirtisi olsa da hayatı çok fazla etkilenmemiş birçok insan vardır. Bazı kişiler için ise travmatik stres belirtileri iş ve sosyal hayatı çok ciddi biçimde engelliyor olabilir. Bu nedenle travmanın etkilerinin giderilmesi için herkesin ihtiyacına göre farklı tedavi yaklaşımları plânlanmalıdır: 
Rahatsızlığın tedavisinin olduğunun bilinmemesi ve kişilerin travmayı hatırlamak istememesi yardım almayı geciktiriyor.
Travmadan az etkilenmiş, hayatını eskisi gibi sürdürebilen kişilere => bilgilendirme
Travmadan daha çok etkilenmiş, ciddi belirtiler yaşayan, ancak işini gücünü sürdürebilenlere => danışmanlık veya kısa psikolojik tedavi yaklaşımları
Hayatı ciddi derecede etkilenmiş, ağır belirtileri olanlara => yoğun psikolojik tedaviler, ilaç tedavileri veya hastaneye yatış.
TSSB, eğer depresyonla birlikte ise, çoğu kez ilâç tedavisi eklenmelidir.
İlâç tedavileri:
TSSH tedavisinde antidepresan ilâçlar birçok hastalık belirtisini yatıştırmakta yararlı oluyor. Özellikle depresyonla birlikte görüldüğünde TSSB tedavisinde antidepresanlar kullanılması gerekir. Tedaviler doktor kontrolünde sürdürülmeli, doktorun önerdiği tedavinin etkili olabilmesi için önerilen süre ve dozlara uyulmalıdır.
Ağır vak'alarda antipsikotikler de gerekebilir.
Psikolojik tedaviler:
Psikolojik tedaviler arasında etkili olduğu gösterilen tedavi türü ise bilişsel-davranışçı tedavi adı verilen yöntemdir.
Bu tedavide kişinin belirtilerinin sürmesine neden olan hatalı düşüncelerinin sağlıklı düşüncelerle değiştirilmesi amaçlanır. Ayrıca korku nedeniyle kaçındığı durumların üstüne gitmesi sağlanarak, bu durumlarda yaşadığı korkunun azaltılması sağlanır. Psikolojik tedaviler bu konuda eğitim ve deneyimi olan psikiyatr ve klinik psikologlar tarafından uygulanır.
Hipnoz, EMDR gibi yaklaşımlar da etkilidir.
TSSB, kişiye ve ailesine büyük sıkıntı veren, ancak tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Travmalardan etkilenmiş birçok kişi:
1. yaşadıklarının bir ruhsal rahatsızlık olduğunu bilmediği veya belirtileri kendi güçsüzlüğüne-eksikliğine bağladığı için,
2. sorunların tedavi edilebileceğini bilmediği için,
3. tedavi imkânlarına nasıl ulaşacağını bilmediği için,
4. maddi imkânları olmadığı için
5. sorunlarını konuşmaya utanıp sıkıldığı için veya rahatsız olduğu için…
tedaviye başvurmuyor olabilir

Oysaki, bu sorunların hem psikolojik açıdan hem de ilÂçla başarılı biçimde tedavisi mümkündür. Ayrıca pek çok kişi, yardım kitapçıklarını okuyarak veya sorunu yaşamış başkalarından yardım alarak bâzı sorunlarının üstesinden gelebilir.

İyileşme önündeki en temel engeller olan:
yardım aramaya çekinme,
umutsuzluk,
olayı hatırlamaktan kaçınma
insanlara güvenini kaybetme ...
aynı zamanda hastalığın da temel belirtileridir.

Bu sorunların farkına varıp, yardım aramak sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır.

Lütfen kendinizde veya yakınlarınızda travma ile ilgili ruhsal sorunlar gözlüyor iseniz, bu konuda danışmanlık ve bilgi alabileceğiniz merkezlere başvurunuz.
Ayrıca, her travma, bir de kayıpla iç içedir.
Bu durumda da
-Şok ve inkâr
-"Neden ben" sorusu
-Pazarlık
-Depresyon
-Teslimiyet sıklıkla görülür...

Bu durumda ise polimodal, çok yönlü ve empatik bir yaklaşım şarttır.
Bâzı Borderline (Sınırda) Kişilik sorunu olan kişilerin, aslında çok küçük yaşlarda maruz kaldığı örselenmelerden dolayı bu duruma düştükleri de neredeyse kesinleşmiştir. Bunlarda ağır davranış kusurları olur.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Blog Arşivi