11 Nisan 2014 Cuma

Sık aspirasyon ihtiyacı sebepleri


1- Mukus tıkaç olabilir (genellikle kuru hava, yetersiz nem, Ventilatör havasının soğuk olması vs)
çözüm: Aspirasyon öncesinde Serum fizyolojik 1-2 cc, bol sıvı içirilmesi, sağ ve sol bronş aspirasyonu ayrı ayrı yapılmalı.
2- Bahar mevsimi
polenler vs...
Çözüm: Sık filtre değişimi, antiallerjik ilaçlar birkaç gün kullanılabilir
3- Akciğer enfeksiyonu
ateş ve yan ağrısı olur, şiddetli çarpıntı, halsizlik vs...
Solunum yetmezliği giderek artar, hastaneye gitmek gerekebilir.
4- Kanül sorunu: Kanül balonu sertleşir veya etrafında kuru birikintiler oluşur, aspirasyon ihtiyacı artar, kanül değişimi çözüm olabilir.
Not: Aspirasyon yaparken balonu indirmek faydalı oluyor, aspirasyon sırasında ciğerden vakumla çekilen hava yerine yukarıdan ağızdan taze hava girişi hastanın bunalmasını engeller.
6 aylık kanüller ve enfeksiyon konusu: Normalde akciğer steril bir ortam değildir. Havadaki her türlü toz, bakteri, virus vs normalde solunan havada mevcuttur. Balgam ise bu tozu bir şekilde atılmasına yardımcı olur. Trakeostomi yeri ilk 1-2 aydan sonra iyileşiyor. Burada enfeksiyona Neden olabilecek tek şey aspirasyon sondasının kirli olmasıdır. Bakteri ve virus için zaten filtre kullanıyoruz. Hastanın hastaneye her gidişi, başlıca enfeksiyon riskidir.
Kişisel tecrübem: Ventilatör firmaları solunan havanın nemlendirme ve ısıtılması gerektiğini gözardı ediyorlar. Ben Ventilatör cihazı orjinal elektrikli ısıtıcı nemlendirici kullanıyorum, memnunum. 10 yıldır 6 aylık, yedek iç kanüllü, düşük balon basınçlı, termoplastik balonlu kanül kullanıyorum memnunum.

Ayrıca şuraya da bakabilirsiniz

5 Nisan 2014 Cumartesi

Özkök hücre savaşları

Dr. Hande Özdinler / Özkök hücre savaşları

Herkesin bir özkök hücresinin olduğu ve özkök hücrelerinin her derde deva olduğuna inanıldığı günlerde temel bilim can çekişiyor. Evet özkök hücrelerin gerçekten de vücuttaki her hücreye dönme potansiyeli var. Bizler bunun yaşayan ispatlarıyız. Hepimiz bir sperm ve bir yumurtadan oluştuk ve bu ikisinin birleşmesi sonucu müthiş bir hızla hücre bölünmesi yaşandı ve oluşan özkök hücreler vücudumuzu oluşturdular.

Özkök hücreler vücuttaki her hücreyi henüz bilmediğimiz ve anlamadığımız karmaşık bir mekanizma ile oluşturuyorlar. Ama o mekanizmanın ne olduğunu bilmeden o şifreyi çözmeden ya tutarsa mantığı ile daha tam olarak karekterize edilmemiş hücreleri umut fakiri insanlara enjekte etmek ne kadar bilmsel ne kadar sağlıklı ve ne kadar gerçekçi? Özellikle bilime duyulan güvenin çok az olduğu ülkelerde bunu tek umut tek çare tek gerçeklik diye öne sürmek bilime, bilimselliğe yapılmış bir saldırı değilmi?

O hücrelerin ne hücresi olduğu tam olarak biliniyor mu? Hayır. O hücrelerin hangi iç ve dış etkenlerle nasıl şekilleneceği biliniyormu? Hayır. O hücrelerin hastalara uyum sağlayacağının güvenilir ispatı varmı? Yok. Hatta bazılarının teratomaya yol açtığı ispatlanmış.Yeterli bilgi veri ve ispat yokken, mekanizma anlaşılmamışken nedir bu telaş? 

BULUŞUYLA NOBEL ALDI

İnsanlardan alınan doku hücreleri ilk kez labaratuvar oratamında büyütüldü ve onlarla Oct4, Sox2, cmyc ve Klf4 genleri ekspres edildiği zaman bu hücrelerin bir transformasyona uğrayıp değişimle önceki halalrine döndüklerini Yamanaka grubu 2006 yılında buldu. Bu buluşuyla Yamanaka Nobel ödülü 2012 yılında aldı. Tüm dünyada hastaların dokularından alınan hücrelerin hangi hangi genetik faktörler değiştirilirse istenilen hücreye dönüştüğü büyük bir ciddiyetle çalışılıyor. Amaç kişisel tıbbın gelişmesi. Yani hastanın kendi dokusunu almak, ondan istenilen hücreyi üretmek, o hücreyi sağlıklı yapmak ve tekrar hastaya vermek. Efektif ve uzun süreli çözüm için bunu başarabilmek gerekiyor.

Ham bir meyveyi işte meyve budur diye insanlara yedirirseniz zararın boyutu büyük olur. Öncelikle bilime, bilimsel gelişmelere olan saygı, güven kaybolur ve ileride çalışmalar olgunlaştığı zaman ve gerçek bir değişim yaratabilecekken gereken ilgi ve güven yaratılamaz. Bunca sene dikkatle özenle çalışan grupların buluşlarının etkisi azalır. Bundan hem bilim hem hastalar zara görür. Ya tutarsa, belki olur, dur bakalım ne olacak yaklaşımıyla yapılan bilgi üretmek yerine işi bilinmedik bir şansa bırakarak yapılan deneyler, hele de insan üzerinde yapılan deneyler hepimize zarar verir. Özkök hücreler büyük bir potonsiyel, onları doğru anlamak istenilen hücreye dönüşmelerini sağlayacak şifreyi çözmek üzere yoğunlaşmalıyız. Alelacele ve tam bilgiye ulaşmadan yapılan deneyler değil, şifre çözüldüğünde yapılan çalışmalar, hem kişisel tıp tarihini geliştirecek hem de bir çok hastalığın çözümü için ışık tutacaktır.

Dr. Hande Özdinler Hakkında:

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü mezunu Dr. Hande Özdinler, Hücre Biyolojisi, Anatomi ve Sinirbilim konularında doktora çalışmaları yaptıktan sonra, Harvard Medical School Neurosurgery’de doktora sonrası çalışmalara katıldı. Harvard Center for Nervous System Repair (HCNR) ödülünü aldıktan sonra, burada öğretim üyesi oldu. 2008 yılında Les Turner ALS Araştırma Laboratuvarı kurucu başkanı olarak, Northwestern Üniversitesi’ne geçti. ALS’de ölen motor nöronları izole eden ilk bilim- insanı olan tarihe geçti.

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi, Bilim Teknik, 04.04.2014

Bunlar da ilginizi çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Blog Arşivi