27 Nisan 2013 Cumartesi

Np001, wf10, oral sodyum klorit hakkında

Aralık 2012 de Chicago'da yapılan International ALS MND sempozyumunda gündeme gelen np001 şu sıralar FAZ II aşamasında ve umut verici olduğu söyleniyor. 

Daha önce Lyme hastalığı için hastalar tarafından kendini tedavi amaçlı kullanılan MMS (NaClO2 + organic acid) nedeniyle çok şeyler söylenmiş fakat bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. 

Lyme hastalığının antibiyotiklerle tedavisi  bir protokola bağlanmıştır. Fakat bazı hastalarda görülen ve tam olarak tarif edilemez bazı belirtiler nedeniyle her zaman Lyme hastalığı suçlanmaktalar.  Aslında bu konuda tam bir kafa karışıklığı ve bilgi kirliliği mevcut.
Oral sodyum hipokloritin barsaklardan emilmediğini biliyoruz.  Bu nedenle cilt altı enjeksiyon yöntemi tercih ediliyor. Bunun da ne kadar etkili olduğu henüz belli değil. NaClO2 veya wf10 için yapılmış bir fare çalışması yok.

Bu durumda MMS (NaClO2 + organic acid) nasıl etkili olacak bilmiyorum.
Np001 faz III aşamasını beklemekte fayda var gibi görünüyor. Ayrıca np001 maddesinin de tam olarak ne olduğu bilinmiyor. Sadece NaClO2 olmadığı söyleniyor. Kendi kendine deneme tedavisi yapmak isteyenler için Amerika'da NaClO2 tedavisinin yıllık 17.000-60. 000 $ olduğunu hatırlatmakta fayda var. 

Kaynak: ALSUntangled No. 19: Sodium chlorite

16 Nisan 2013 Salı

Trakeostomi sonrasında nemlendiriciler



Birinci hafta ve daha sonraki günlerde hastanın soluduğu havanın nemlendirilmesi trakeit ve krut oluşumunu önlemek açısından son derece önem taşımaktadır. Ayrıca silyaların  (nefes borusu içini döşeyen hücreler) düzenli bir fonksiyona sahip olmalan için en azından % 60 lık bir nem oranına ihtiyacı vardır. ( Oda havasının nemi % 35'in altındadır).

Hastaya yardımcı solunum tatbik edilsin veya edilmesin hasta oksijenli hava veya sadece atmosferik havayı alması halinde de solunan bütün gazların nemlendirilmiş olması gerekmektedir.

Trakeostomi yapıldığı zaman trakea ve solunum sistemi birden bire o güne kadar alışık olmadığı nemden yoksun bir hava ile karşılaşır. Nazofarenks yolu ile alınan bu hava yeterince su ile doyurulamaz ve vücut ısısına getirilmezse buna alışık olmayan trakea ve bronşlardan bol miktarda su kaybı olacaktır. Hem vücut suyunun kaybı ve hem de respiratuvar sistemdeki sekresyonun koyulaşması kaçınılmaz hale gelecektir.

Koyulaşmış sekresyonun bronşiyal yoldan dışan atılması imkansız olacaktır. Bu yeni duruma adapte olmaya çalışan nefes borusu, fizyolojisi dışındaki su kaybına mani olabilmek için çok yapışkan bir sekresyon salgılayacak ve bu sekresyonla mukozasını korumaya çalışacaktır. Hareketsiz ve değişkenlik vasfını kaybetmiş olan bu sekresyon patojen mikropların üremesi için ideal bir ortam olacaktır. Aynı zamanda çok yapışkan sekresyon kolaylıkla atılamadığı için birikecek ve hava yolunda tıkanmalar meydana gelecektir. Hasta yardımcı solunum aygıtına bağlı değilse havanın nemlendirilmesi basit yöntemlerle de temin edilebilinir. Basit ısıtılmış nemlendirici aerosol veya nebülizatör bu maksat için yeterlidir. Su partiküllerinin solunan hava veya gaz kanşımı içersinde dağılmış ve homojen olarak bulunması faydalıdır. Su partikülleri üç mikron veya daha ufak olmalıdır. Ancak bu boyutlardaki su partikülleri trakeobronşial kanalların iç bölümlerine kadar erişebilirler. Nemlendirilmiş hava bronkial sekresyonu da yumuşatıcı olarak rol oynar.

Solunum cihazına bağlı hastalarda solunum hortum devresine nemlendiricili bakteri filtresi eklemek gerekir. Bazı solunum cihazlarının kendi orijinal ısıtıcı nemlendirici aksesuarları vardır. Firmanızdan teknik bilgi isteyiniz. Ayrıca bağımsız ısıtıcı nemlendirici aksesuarlar da solunum devresine ilave edilebilir. Ancak elektrikli ısıtıcı nemlendirici aksesuarlar çok sık temizlenmelidir, zira bakteri üremesine yol açarlar.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Blog Arşivi