25 Mart 2013 Pazartesi

ALS Hastalığında kök hücre uygulaması konusunda


Dünyada birçok hastalıkta kök hücre kullanarak tedavi bulma çalışmaları son yıllarda giderek hızlanmıştır. ALS gibi henüz tedavisi olmayan, nörodejeneratif hastalıkların tedavisi için kök hücre kullanımı da araştırılmaktadır. Çalışmalar umut vericidir. Ancak, ALS hastalığında Kök hücre kullanımı henüz onaylanmış bir tedavi yöntemi değildir.

Bir ilaç veya  tedavi yönteminin insanlar üzerinde uygulanması için faz çalışmalarını tamamlamış olması gerekir. Bu, tüm dünyada kabul edilmiş bir kriterdir. Faz çalışmaları 4 aşamadan oluşur. Bugün itibariyle ALS hastalığında kök hücre çalışmaları Faz I aşamasını henüz tamamlamıştır. Faz çalışmasın  nerede, kimler tarafından, hangi protokol ile, hangi hasta gurubuna yapıldığı veya yapılacak faz çalışmasında hangi hastaların, hangi kriterlere göre çalışmaya kabul edileceği kamuya açıklanır.

Bugün itibariyle ALS hastalığında kök hücrelerin bir tedavi seçeneği olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Amerika ve İsrail'de yapılan deneysel çalışmaların sonuçları beklenmektedir.

Türkiye’de henüz bir deneysel tedavi faz çalışması da yoktur.

Ancak sağlık bakanlığının 2006 yılında yayınladığı kök hücre genelgesi ve deneysel tedavi rehberinde, (Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Sayı   : B.10.0.THG.0.14.00.03- 01.05.2006 / 8647 Kök Hücre Çalışmaları Genelgesi) kök hücre klinik deneysel tedavi çalışmaları için bazı kriterler belirlenmiştir. İlgili genelgede belirtilen kriterlere uymak koşuluyla insanda kök hücre çalışmalarının yolu açılmıştır. Avrupa Birliği uyum yasaları ve ilgili sözleşmeleri imzalamış olan ülkemizde, sağlık bakanlığı tarafından kök hücre uygulaması konusunda bir genelge ve kılavuz hazırlanmıştır.

2006 yılında yayınlanan "Klinik Amaçlı Embriyonik Olmayan Kök Hücre Çalışmaları Kılavuzu"na göre ALS gibi tedavisi olmayan hastalıklarda, klinik çalışma yapabilmek için aşağıdaki kriterlere uyulması gerekmektedir. Aksi takdirde yapılan uygulama etik ve bilimsel açıdan uygunsuzdur.

KLİNİK AMAÇLI EMBRİYONİK OLMAYAN KÖK HÜCRE ÇALIŞMALARI KILAVUZU 

Giriş:Bu kılavuz ülkemizde, mevcut medikal veya cerrahi tedavi yöntemleriyle tedavisi başarısız olmuş hastalarda klinik amaçlı, insan kaynaklı embriyonik olmayan kök hücre çalışmalarında uyulması gereken esasların düzenlenmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Çalışmanın Uygulanabileceği Hastaneler
Klinik  amaçlı embriyonik olmayan kök hücre çalışmaları T.C. Sağlık Bakanlığı’nca kurulmuş olan “Kök Hücre Nakilleri Bilimsel Danışma Kurulu” tarafından değerlendirilerek, Bakanlıkça bu alanda çalışmasına onay verilen bilimsel merkezlerde yapılır. Bu merkezlerin kök hücre çalışması yapmak üzere bilimsel kurula başvururken bu konuda gereken temel bilgi, beceri ve donanıma sahip olduklarını kanıtlayan verileri sunmaları gereklidir. Başvuru yapacak merkezin; ilgili dallarda kadrolu uzman tabip çalıştırmak suretiyle sağlık hizmeti veren; hasta kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dalları için gerekli ve günün gelişmiş tıp teknolojisine uygun olan diğer bütün teşhis ve tedavi birimlerini ve ayrıca asgarî radyoloji ünitesi ile biyokimya, mikrobiyoloji, kök hücre tanımlaması, sayımı, çoğaltılması ve ayrıştırması yapabilen hematoloji, immünoloji ve patoloji laboratuvarlarını bünyesinde bulunduran bir kurum olması gereklidir. Kök Hücre Nakilleri Bilimsel Danışma Kurulu bu özellikleri taşıyan bilimsel merkezlerin daha önce yapmış olduğu hayvan deneyleri, ürettikleri bilimsel çalışmalar, yaptıkları yayınlar ve merkezde çalışan bilim insanlarının bu konudaki birikimini içeren kriterleri göz önüne alarak değerlendirmesini yapar.

Çalışmanın Yürütülme Şekli
Klinik amaçlı çalışmanın planlandığı kurum bünyesinde, kök hücre çalışmalarına yönelik olarak kurulacak “yerel etik kurul” onayını takiben, çalışma başvuru dosyası Kök Hücre Nakilleri Bilimsel Danışma Kurulu’na sunulur. Kurulun incelemesini müteakip Bakanlıkça izin verilmesi kaydıyla çalışma gerçekleştirilir. Kök Hücre Nakilleri Bilimsel Danışma Kurulu’na başvuru esnasında, çalışmaya ilişkin ayrıntılı bilgilerin yanısıra,  hastalara verilecek olan “bilgilendirilmiş gönüllü olur formu” taslağının da dosyaya eklenmesi gereklidir. Hastada  bu uygulama sırasında ya da sonrasında gelişebilecek istenmeyen veya beklenmeyen etkilerin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve komplikasyonların telafi/tedavisi için güvence sağlanması (sigorta edilmesi) ardından çalışma başlatılır.

Klinik kök hücre çalışmalarının başlatılabilmesi için:
a) Benzer çalışmanın öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması,
b) İnsan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,
c) Çalışmanın, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması, gerekir.

Sağlık Bakanlığı’na Bildirim
             Kök Hücre Nakilleri Bilimsel Danışma Kurulu tarafından onay verilmiş olan çalışmaların, 6 ayda bir gelişme raporlarının ve çalışma sonrasında “Sonuç Raporunun” Sağlık Bakanlığı’na bildirilmesi zorunludur. Rapor içeriğinde, çalışma yapılan hastanın: Adı Soyadı, Yaşı, Cinsiyeti, Tanısı, Evresi, Daha önce uygulanan tedaviler, Kök hücre kaynağı, miktarı, uygulama yolu, Ek tedaviler, Tedavi sonucu, Gözlem ve öneriler, ayrıntılı biçimde belirtilmelidir.
          Çalışmayı yapan kurum, hastanın takibinde oluşabilecek beklenmeyen ciddi yan etkilerin veya ölüm durumunun ortaya çıkması halinde, yedi gün içinde sebeplerine yönelik bilgilerle, komplikasyonların ayrıntılı dökümünü Sağlık Bakanlığı’na bildirir.
            Klinik kök hücre çalışması tamamlanıp, sonuçları bilimsel bir ortamda veya hakemli bilimsel bir dergide yayınlanmadıkça söz konusu çalışma ile ilgili verilerin kamuoyunu yönlendirecek/yanıltacak biçimde açıklanması yasaktır. Hasta hakları ve insan onuruna saygı gereği, hastalarla ilgili bilgilerde mahremiyet hakkının gözetilmesi ve tıp etiğine uyulması esastır.   

Sonuç
Dünyada ve Türkiye’de henüz FDA onayı almış bir rutin kök hücre tedavisi yoktur.
Derneğimiz, kök hücre tedavileri konusunda her türlü gelişmeyi yakından takip etmektedir.
Sağlık bakanlığı genelgesinde belirtilen kriterlere ve "Klinik Amaçlı Embriyonik Olmayan Kök Hücre Çalışmaları Kılavuzu"nda belirtilen hususlara uygun bir faz çalışmasının ülkemizde başlatılmasını umutla beklemekteyiz.

Faz çalışmasının kabul edilmiş bir tedavi yöntemi olmadığının bilincinde olarak, ALS hastalığı tedavisi yolunda her türlü legal, etik çalışmanın yanında olduğumuzu bildiririz. 

Kök hücre tedavisini düşünen hastalarımıza, yukarıdaki konuları dikkate alarak  sorgulamalarını tavsiye ederiz. 

Not: Bu yazı, kişisel görüşümü de yansıtan bir derleme niteliğindedir... 

24 Mart 2013 Pazar

Profesör Stephen W. Hawking’in Dünya Engellilik Raporu Sunuş yazısı

Engelli olmanın başarıya mani olmasına gerek yok. Yetişkin hayatımın neredeyse tamamını motor nöron hastalığı ile geçirdim. Ama bu hastalık beni astrofizik alanında önemli bir kariyer ve mutlu bir aile sahibi olmaktan alıkoyamadı.

Dünya engellilik raporunu okurken raporu kendi deneyimim ile çok alakalı buldum. Ben birinci sınıf tıbbi bakıma erişimden istifade ettim. Konforlu ve onurlu bir biçimde yaşamamı ve çalışmamı kişisel asistanlarımdan oluşan ekibe borçluyum. Evim ve iş yerim benim için kolaylıkla erişilebilir hale getirildi. Bilgisayar uzmanlarının desteği sayesinde derslerimi ve makalelerimi hazırlamama ve farklı dinleyici kitleleri ile iletişime geçmeme imkan tanıyan desteklenmiş bir iletişim sistemine ve konuşma sentezleyicisine kavuştum.

Birçok bakımdan oldukça şanslı olduğumun farkındayım. Teorik fizik konusunda gösterdiğim başarı, değerli bir hayat sürmem için destek görmemi sağladı. Üretken bir iş ve kişinin kendini gerçekleştirmesi şöyle dursun, dünyadaki engelli insanların çoğu gündelik hayatlarını idame ettirirken bile son derece zorlanmakta.

Bu ilk Dünya engellilik raporunu iyi dileklerle karşılıyorum. Bu rapor engellilik ve engelliliğin bireyler ve toplum üzerindeki etkilerini anlamamıza büyük bir katkıda bulunmaktadır. Rapor, engelli insanların karşı karşıya kaldığı farklı davranışsal, fiziksel ve ekonomik engellere dikkat çekmektedir. Bu engellere çözüm üretmemiz mümkündür.

Aslına bakılacak olursa, toplumsal yaşama katılımın önündeki engelleri kaldırmak ve engelli insanların sahip olduğu büyük potansiyeli ortaya çıkarmak için yeterli kaynak ve uzmanlığı bu konuya vakfetmek ahlaki sorumluluğumuzdur. Sağlık, rehabilitasyon, destek, eğitim ve istihdama erişimleri reddedilen ve başarılı olmaları için hiçbir zaman şans tanınmayan milyonlarca engelli insanı dünya genelindeki hükümetler artık görmezden gelemezler.

Bu rapor yerel, ulusal ve küresel düzeylerde eyleme geçilmesi için tavsiyelerde bulunmaktadır.

Bu nedenle, engellilik alanında faaliyet gösteren politika yapıcılar, uygulayıcılar, araştırmacılar, hak savunucular ve gönüllüler için bu rapor paha biçilemez bir araç olacaktır. Umudum odur ki, Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (Convention on the Rights of Persons with Disabilities) ile başlayan ve şimdi Dünya engellilik raporunun yayınlandığı bu yüzyıl, içinde yaşadıkları toplumlara engelli insanların dahil edilmesi bakımından bir dönüm noktası teşkil edecektir.

Profesör Stephen W. Hawking

6 Mart 2013 Çarşamba

33 Varyasyon

Büyük bir sanatçı, fırtınalı yaşamıyla resimlere, filmlere konu olmuş büyük bir müzisyen: Ludwig van Beethoven. Ve Beethoven’ın dillere destan bir eseriyle, 33 Varyasyon’la ilgilen bir müzikolog, bir akademisyen: Dr. Katherine Brandt. Katherine’i New York’tan kalkıp Beethoven’ın doğduğu yere, Bonn’a getiren ne olabilir?

Yazan : MOISÉS KAUFMAN
Çeviren : EKİN TUNÇAY TURAN
Yöneten : İSKENDER ALTIN
Ankara Devlet Tiyatrosu 

ALS hakkında bilgi edinmek isteyenlerin hatta tıp öğrencilerinin izleyerek bir vaka örneği görmelerini ve anlamalarını sağlayacak. Amiyotrofik lateral skleroz (ALS), hastalığını Beethoven’ın hayatıyla harmanlayarak anlatılan “33 Varyasyon” oyunu, her bölümde ilerleyen bir hastalık ve yıllar içinde tamamlanan bir bestenin konu almasını anlatıyor. Beethoven’ın hayatının anlatıldığı “33 Varyasyon” tiyatro oyunu, aslında bir ALS hastasının aşama aşama hastalığın evrelerini nasıl yaşadığını konu alıyor. Tıp fakültesindeki öğrencileri, ALS hastalığını merak edenler ve hasta yakınları için hem sanatsal hem de bilgilendirici bir oyun. Oyunun danışmanlığını yapan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal şunları söyledi: “Bu oyun başarının azmin neler yapabileceğini bizlere gösteriyor, yaşam felsefesini sorgulayan muhteşem bir performans” Moises Kaufman’ın yazdığı, İskender Altın’ın yönettiği oyun Ankara Akün Sahnesinde sergileniyor. 33 Varyasyon’la ilgilen müzikolog Dr. Katherine Brandt, New York’tan kalkıp Beethoven’ın doğduğu yere, Bonn’a getiriyor. ALS hastası olan Katherine Brandt'ı İpek Çeken, Beethoven’ı ise Erdal Küçükkömürcü canlandırıyor. Katherine Brandt bir müzikologtur ve aklını bir hastalık gibi esir alan Beethoven’ın 33 varyasyonu takıntısı hakkında bir makale yazmaya çalışmaktadır ancak yaptığı araştırmalar bile, Beethoven’ın ne gibi bir ilham bulabildiğini anlamasına bir türlü yardım edemez. O da, Beethoven’ın yaşadığı Bonn şehrine gidip oradaki kütüphanenin özel Beethoven arşivlerindeki taslakları araştırmaya karar verir ancak bir sorun vardır. Katherine Brandt’i ALS denen bu hastalık, beyinle kaslar arasındaki sinir hücrelerinin ölmesine sebep olarak, yakında onu hiçbir yaşamsal fonksiyonunu yerine getiremez hale getirecektir. Katherine Brandt’i canlandıran İpek Çeken’in müthiş performansı, farklı dekor oluşturan ışıklar ve Beethoven’ın varyasyonları bu oyunu, izlenmesi gereken bir oyun haline getiriyor. 
ALS Nedir? 
Amyotrofik lateral skleroz (ALS), aynı zamanda motor nöron hastalığı olarak da anılan, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronlar) kaybından ileri gelen bir hastalıktır. Hastalık, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronların) kaybından ileri gelir. Bu hücrelerin kaybı kaslarda düşüklük ve erimeye yol açar. Ayrıca erken ya da geç hareketin birinci nöronu da hastalanır. Zihinsel fonksiyonlar ve bellek ise bozulmaz. Kaslardaki zayıflık ellerde ya da bacaklarda, ağız-yutak bölgesinde ya da dilde başlayabilir ve sürekli ilerleyerek yayılır. Bu yayılma "bulber" alandaki kasları da tutabileceği için konuşma ve yutma güçlüğüne neden olabilir. İleri evrelerinde solunum yetersizliğine de yol açabilir. Genellikle erişkin yaşlarda (40-50) ve erkeklerde, kadınlara göre biraz daha sık görülür. Görülme sıklığı (insidansı) 100 binde 1’dir. Daha genç ve daha ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir ve genellikle zayıf insanlarda görüldüğü dikkat çekmektedir. ALS Hastalığına Yakalanan Ünlüler ALS hastalığına yakalanmış bir çok ünlü kişi bulunmaktadır. Amerikan beyzbol oyuncusu Lou Gehrig, İngiliz aktör David Niven, Leeds United ve İngiltere Futbol Federasyonları menejerleri Don Revie ve Dieter Dengler, metal müzik gitaristi Jason Becker, Amerikan caz müzik basçısı Charles Mingus, matematikçi Fokko du Cloux, İngiliz fizikçi Stephen Hawking, Çinli lider Mao Zedong, Amerikan politikacı Jacob Javits bu hastalığa yakalanmış ünlü kişilerden bazılarıdır. 
http://www.devtiyatro.gov.tr/programlar-sehirler-ankara-detay-bolum_takvim-33-varyasyon.html

Bunlar da ilginizi çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Blog Arşivi