18 Aralık 2012 Salı

YILDIZLARI OKUMAK - NEDEN ASTROSİTLER TOKSİK?

Belinda Cupid 
Şikago’da 5-7 Aralık 2012 tarihinde düzenlenen 23.Uluslararası ALS/MND  sempozyumunun  son gününde ‘nöronal olmayan hücrelerin rolleri’ konulu mükemmel bir oturum gerçekleşti. Aşağıda, bu oturumdan ilgi çekici başlıklar aktarılmıştır.
Adından da çağrışım yaptığı üzere, motor nöron rahatsızlıkları motor nöronların (mesajları beyinden kaslara omurilik aracılığıyla ileten uzun sinir hücreleri) yıpranmasına sebep olmaktadır. Ne var ki, motor nöronlar tek başlarına varolmazlar. Geçen 5 sene gibi bir zaman içinde MND’nin gelişimine glianın etkileri hakkında birçok bilgi edindik.  Sağlıkta, hepsi birlikte glia olarak bilinen çeşitli hücreler (astrositler, mikroglia ve oligodendrositler gibi) motor nöronları korur ve desteklerler. MND de ise bu düzenin değiştiğini biliyoruz.  Bu alan, keşfedilecek daha çok şeyin bulunduğu, MND araştırmalarının heyecan verici ve hızla ilerleyen bir alanıdır. Dolayısıyla, sempozyumun oturumlarından birisinin de son gelişmeleri içeren bir konuda olması kaçınılmazdı.
Oturum, Serge Przedborski’nin, astrositlerin MND deki rolleri, etkileri hakkında bugüne kadarki bilgilerimizi derinlemesine gözden geçirmesiyle başladı.  (Astrosit adı astrositlerin mikroskoptaki görüntülerinin yıldıza benzemesinden geliyor). Astrositlerin içinde geliştiği besiyerinin sağlıklı motor nöronlara hasar verebileceğini gösteren çalışmalardan yola çıkarak,  astrositlerin (ve onların yaydığı kimyasalların) toksik veya yararsız olup olmadığını bulmaya çalıştı.  (glia bazen ‘destek’ hücre olarak adlandırılır-yararsız olduğuyla ilgili yorum uygundur).
Zeki bir yöntemle astrositi ayırarak, astrosit sıvısının toksik olduğunu gösterdi. Sonraki soru ise; "sıvının içinde toksik etkiyi yapan neydi?" sorusuydu. Przedborski ve laboratuvar ekibi, motor nöronlar üzerindeki toksik etkileri için bir çok olası bileşeni incelediler. Çalışmaları iki yıldan fazla sürdü ve olumsuz sonuçlandı. Laboratuvarımdaki elemanların sağlıklarını riske atmamak için yaklaşımımı değiştirmek zorunda kaldım” diye ifade etti deneyimlerini.
Yeni yaklaşımları tanımlarken aklıma ‘hayvan mı, bitki mi, yoksa mineral mi tahmin oyunu geldi. Bu bir protein mi? ilk sorusuydu, sonraki, proteinde toplam bir artı ya da eksi yük var mı?” idi (bazı protein yapı taşları- amino asitler- artı ya da eksi yüke sahiptirler, bu nedenle yük, onları ayırmak için kullanılan genel bir yöntemdir)  ve son olarak, “bu proteinin ağırlığı ne kadardır?” diye sordu. Bu sorulara olan yanıtlar, ikinci bir araştırma astrositlerdeki toksik protein arayışını 9 olasılığa indirmeden önce, ilk sınıflandırmayı sağladı. Dokuz olasılığı dikkatle inceledikten sonra, astrositin yüzeyindeki DR6 adıyla bilinen bir reseptörün toksisiteden sorumlu olduğunu buldu.  
Sheffield Institute of Translational Research, UK’den Dr. Dan Blackburni  astrositlerin neden toksik olduğuyla ilgili ipuçlarını ortaya çıkartan farklı bir yaklaşımı tanımladı. Gen ekspresyon profili olarak adlandırılan bu yaklaşım, hangi proteinlerin belirli bir zamanda yapıldığına bakmaktadır.
Her ne kadar, hücrelerdeki genler her zaman orada mevcut ise de, hepsi aynı anda okunmuyor. (Yemek kitabınızdaki her tarifi aynı anda yapmadığınız gibi.) Dolayısıyla hastalık süresince hangi genlerin okunduğuna (gen ekspresyonu) bakmak, motor nöronların ölümüne neyin sebep olduğuna dair uzun bir dedektif izi bırakıyor.
Dr. Blackburn, laboratuvarlarındaki eski bir çalışmayı takiben, MND modeli gösteren bir farenin ilk semptomları gösterdiği zamandan ve daha sonraki, hastalığın çok daha ilerlemiş olduğu durumdan kanıtlar gösterdi. Kolesterol taşınmasındaki anormalliklere dikkat çekti.
KLİNİK DENEYLER OTURUMU
ARALIK 6, 2012 — Belinda Cupid
23. Uluslararası ALS/MND Sempozyumunun en çok beklenen ve ilgilenilen oturumu, NPOO1 çalışması ve kök hücre güvenliği denemeleri sunumlarını içerdi.
NP001 GÜNCELLEMESİ
NP001 çalışmasının son bulgularını sizlerle 1 Kasım bloğumuzda (blog on 1 November ) paylaşmıştık. Bugün, Kaliforniya, Amerika’daki Forbes Norris Merkezi’nden Dr. Bob Miller, bu bulguları onayladı. Deneme, NP001’in damar içi uygulamasının, yüksek doz (2mg/kg) grubunda makul klinik yarar sağladığını, genel olarak güvenilir ve iyi tolere edildiğini gösterdi.
Daha önceki basın açıklamalarında rapor edildiği üzere, post-hoc analizi”, (olaydan sonraki anlamında)  yüksek doz gurubunda bulunan bazı hastaların, çalışma boyunca, ALS Fonksiyonel derecelendirme (ALSFRS) olarak adlandırılan bir ölçütte hiç bir değişim yaşamadığını gösterdi. ALS Fonksiyonel Derecelendirme (ALSFRS) ölçütü, hastaların fonksiyonel kapasitesini değerlendiren bir ölçüttür. Eski kontroller post-hoc analizinde kullanıldı – ilk defa ABD Gida ve Ilaç Yönetimi (FDA) bu uygulamayı yapmalarına izin vermişti.
Dr. Miller, NP001’in farklı yollarla alınmasıyla ilgili kesin bir görüş bildirdi. “NP001’i damar içi yol haricinde kullanmak güvenilir ve yararlı değil’’.
KÖK HÜCRE GÜVENLİK DENEMESİNİN SONUÇLARI
Amerika’da yürütülen, ilk yetkili kuruluş (FDA) onaylı MND kök hücre tedavisinin faz I güvenlik denemesi sonuçlandı. Georgia-Amerika, Emory ALS Merkezi’nden Dr. Johnathan Glass bu çalışmanın sonuçlarını oturumda paylaştı.
Geçen 5-10 sene içinde arastırmacılar, klinisyenler ve hasta yakınları MND hastalığının tedavisinde kök hücre kullanma olasılığı ve potansiyeline büyük ilgi gösterdiler.
Başka herhangi bir ilaçta ya da potansiyel yarar sağlayacak müdahalede olduğu gibi değerlendirmenin ilk kısmında önce, böyle bir muamelenin güvenli olup olmadığıyla ilgili sağlam ve objektif bir ölçüm alınmalıdır ve NeuralStem  calışması bunu bulmak için dizayn edilmiştir.
Çok iyi eğitim almış bir grup uzmandan oluşan ekip, FDA ile işbirliği içinde, MND hastalığı olan kişilerin omuriliğine direk kök hücre enjekte edilmesinin güvenliği ile ilgili bir çalışma başlatmışlardır. On beş hasta üzerinde onsekiz operasyon gerçekleştirilmiştir-bu hastalardan üçü iki operasyon (iki enjeksiyon) uygulaması için gönüllü olmuşlardır. MNDli ilk üç hastaya omuriliğin alt (lumbar) bölgesinin bir yanından tek bir enjeksiyonla kök hücre verilmiştir. Sonraki üç hasta ise lumbar omuriliklerinin her iki tarafına enjeksiyon almışlardır. Bu ilk altı hasta MND’nin ilerlemiş durumundaydılar ve yürüyemiyorlardı.
Daha sonraki 6 diğer hasta, ki yürüyebilir durumdaydılar, omuriliğin lumbar bölgesinin bir ya da iki yanından enjeksiyon almıştır. Son 3 hasta omuriliğin servikal (boyun) bölgesinden tek doz enjeksiyon almıştır. Son olarak da, önce lumbar bölgeden tek doz enjeksiyon almış olan, yürüyebilen üç hasta daha sonra ikinci bir operasyonla, servikal bölgeden tek doz enjeksiyon almıştır.
İlk 6 hasta ile ilgili sonuçlar bilimsel bir makalede yayınlanmıştır: Stem Cells 2012 30(6) 1144 – 51
Dr Glass prosedürün iyi tolere edildiği, güvenli olduğu ve operasyonun hastalığın ilerleyişini hizlandirmadigi sonucuna varmistir.  Deneyin sonraki fazı, omuriliğin servikal bölgesine artan dozlarda (hücre sayısı) enjeksiyon verilmesi finansal kaynak temin edilmiş ve FDA onayı beklenmektedir.

11 Aralık 2012 Salı

Dexpromipexole (KNS-760704) Hakkında

A Randomized, Double-Blind, Placebo-Controlled, Multi-Center Study of the Safety and Efficacy of Dexpramipexole in Subjects With Amyotrophic Lateral Sclerosis
Phase 3 Study of Dexpramipexole in ALS (EMPOWER)
http://clinicaltrials.gov/ct2/show/NCT01281189
Çalışma devam ediyor, hasta kaydı  kabul edilmiyor.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Uluslararası ALS hastaları bildirgesi

  1. ALS hastaları erken tanı ve bilgi edinme hakkına sahiptir
  2. ALS hastaları kaliteli bakım ve tedavilere erişim hakkına sahiptir
  3. ALS hastaları bireyler olarak, haysiyetli ve saygın olarak  tedavi edilme hakkına sahiptir. 
  4. ALS hastaları yaşam kalitesini en üst düzeye çıkarmak hakkına sahiptir
  5. ALS hastalarına bakım verenler,  değerli,  saygın, söz sahibi olma ve desteklenme hakkına sahiptir. 
23. Uluslararası ALS MND Sempozyumu, Chicago, 2012 

2016
http://www.alsmndalliance.org/about-us/policies/patients-rights/

1 Aralık 2012 Cumartesi

48. Ulusal Nöroloji Kongresi İzlenimleri


48. Ulusal Nöroloji Kongresi 17-22 Kasım tarihleri arasında Antalya'da Maritim Pine Beach otelde yapıldı. Kongrenin bu yıl ana teması pediatrik nöroloji ve yaşam boyu nöroloji olarak belirlenmişti.
Kongrede ALS MNH Derneğini, yönetim kurulu üyesi Dr Alper Kaya temsil etti. ALS- MNH Derneği olarak ulusal kongrede olmak heyecan vericiydi. Ulusal kongrelerde  Türkiye’den ve dünyadan saygın bilim insanlarını dinlemek ve Nörolojik Hastalıklarda  temel bilgileri tazelemek ve güncel haberleri yetkili ağızlardan dinleme fırsatı oluyor. Bu  yıl Türk  Nöroloji derneğinin ilk kez gerçekleştirdiği bir etkinlikte olmak da derneğimiz  adına gurur vericiydi. Nörolojik Hastalıklarla yaşayan hastaların kurduğu hasta  dernekleri, Türk Nöroloji Derneğinin konuğu oldu. Türk Nöroloji derneği Başkanı Prof Dr  Ersin Tan moderatörlüğünde basına açık yapılan dernekler platformu toplantısı, ortak
mesaj verme açısından oldukça önemliydi.
.......

Dernekten gönderilen flama, broşür ve havalı yatağı  kongre organizasyonu firmasından  teslim aldık. Standımızı hazırladık.

Kongrenin yoğun bilimsel programı arasından özellikle ALS MNH ile ilgili ALS oturumu,
18 Kasım sabah erkenden başladı. Oturum, bir kurs niteliğinde,  bilimsel ve mesleki dilde olduğu için bültende sadeleştirerek anlatmaya çalıştık.
Program aşağıdaki gibiydi:

Oturum Başkanları:
Kubilay Varlı (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji AD)
Emre Öge (İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji AD)

Konuşmacılar ve Konu Başlıkları:
• ALS’nin klinik ve laboratuar bulguları (hangi tetkikler istenilmeli?)
Mehmet Ali Akalın (İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Nöroloji AD)
• ALS’nin elektrofizyolojisi
Kubilay Varlı (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji AD)
• ALS genetiğinde son gelişmeler
Nazlı Başak (Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü)
• ALS’de duyusal tutulum olur mu?
Emre Öge (İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji AD)
• Kronik inflamatuar demiyelinizan nöropatilerin tedavisi
Nurcan Üçeyler (Josef-Schneider, Nöroloji AD)
• ALS ayırıcı tanısı
a. Progresif musküler atrofi ve diğer alt motor nöron sendromları
Hilmi Uysal (Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji AD)
b. Herediter spastik paraparezi ve primer lateral skleroz
Nur Yüceyar (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji AD)
• ALS’de semptomatik tedavi (mekanik ventilatör ve PEG işlemleri; kime, ne zaman?;
ALS tedavisinde riluzolun yeri ne? Antioksidan verilmeli mi?)
İhsan Şengün (Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji AD)
• ALS tedavisindeki son gelişmeler
Yeşim Parman (İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji AD)

Oturumdan dikkat çekici başlıklar şöyle özetlenebilir.

1- ALS hastalığı ile ilgili klasik bilgilerimiz giderek değişiyor. Hastalığın çok değişik tipleri  olduğu, yeni bilgiler ışığında hastalığın sınıflandırmasında klasik sınıflandırmanın yeterli
olmadığını anlıyoruz. Progresif Müsküler Atrofi ve PLS (Primer lateral Skleroz) gibi daha  Belki da seyrek görülen Motor Nöron Hastalığı türleri ve ayırıcı tanıları üzerinde duruldu.
Özellikle PLS hastalarında fizik tedavinin çok faydalı olduğu belirtildi. Oysa ALS  hastalarında yorucu fizik tedavi önerilmiyor.
2- Türkiye’de halen bir epidemiolojik çalışma yapılmadığını, Türkiyeye ait bir insidans  (toplumda hangi sıklıkta görüldüğü) ve  prevalans (şu anda kaç kişinin bu hastalıkla
yaşadığı) bilgisi olmadığı anlaşılıyor.
3- Genetik ve moleküler biyolojik çalışmalardan elde edilen bilgi birikimi, inanılmaz  derecede bilgi üretimi ve akışı olduğunu anlıyoruz. ALS hastalığının genetik nedenleri
birer birer ortaya çıkarılıyor. Hastalıktan sorumlu kromozom 9 üzerinde çalışmalar  yoğunlaşıyor. Bu bilgi akışı, tedavi ile ilgili yeni hedeflerin ortaya çıktığını ve  yeni tedavi
stratejilerin geliştirilmesinn daha mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Birçok hastalıkta  artık kişiye özgü tedaviden sözedileceğini öğreniyoruz. Bu anlamda ALS- teşhisi alan
hastalarda genetik araştırmanın çok önemli olduğunu anlıyoruz.
4- Rilusole'un etkinliği üzerinde ortaya çıkan tartışmalara rağmen ALS tanısı almış, hızlı  ilerleyen hastalarda kullanılması tavsiye ediliyor.
5- ALS Teşhisi için vazgeçilmez olan EMG (elektromiyografi) nin yanısıra hastanın fizik  muayenesinin çok önemli olduğu vurgulanıyor.
6- Dünyada henüz ALS- teşhisi için özel olarak kullanılan bir test (biyomarker) olmadığı,   hastalığın gidişatı sırasında nöron kaybını takip edecek bir  yöntem olmadığı anlaşılıyor.
Mune (motor unit number estimating) yönteminin kullanılabileği öneriliyor.
7- ALS hastalığında semptomatik tedavilerde çok yol alınmadığı, sadece salya  sorununda radyoterapinin 2 yıla kadar etkili olduğunu öğrendik. Dokuz Eylül Üniversitesi
Nöroloji, Göğüs Cerrahisi, Göğüs Hastalıkları ve fizik Tedavi kliniği işbirliği ile yürütülen  Diyafram pili çalışmasının başarıyla devam ettiğini öğrendik.
8- ALS- hastalığında duysal tutulum olabilir mi sorusu birkaç örnek olgu üzerinde  tartışıldı.
9- Tedavi konusunda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi edindik. İlaç çalışmaları  arasında Faz III aşamasına gelmeyi başaran anti-oksidan/mitokondriyal koruyucu Dexpromipexole (RPPX) dışında Ceftriaxon (Rocephine) Faz II-III devam ediyor.
10- Kök hücre çalışmalarının FDA kriterlerine uygun olarak yürütüldüğü merkezlerde FAZ  II aşamasında olduğunu, henüz rutin tedavi yöntemi olarak kullanılamadığını ancak ümit
verici olduğunu öğrendik.

19 Kasım akşamı, Antalya’da yaşayan ALS hastalarının yakınları ile küçük bir toplantı yaptık. Genel sorunlar, bakım, bakıcı sorunları, hastalarımızın karşılaştığı sorunlar konuşuldu. Antalya’da ALS-MNH Derneğinin bir temsilciliği olmasının yararlı olacağı konusunda fikir birliğine varıldı.

Oldukça verimli ve yararlı geçen toplantının arkasından aklımızda kalanlar bunlardı. Bir  konuyu belirtmek gerekir ki ülkemizde mesleğinde çok iyi hekimlerimiz, hemşirelerimiz  olmasına rağmen şu anda yürürlükte olan sağlık sistemi nedeniyle özellikle ALS hastaları  mağduriyet yaşamaktadır. Nöroloji derneği, hastaların yanında, bizler için var olduklarını  göstermiştir. Ne yazık ki bu basın toplantısına sağlık bakanlığı veya Sgk dan kimse  katılmamıştır. Hekiminin verdiği reçeteye rapora itibar etmeyen bir sistemde bir ALS  hastası ve ailesinin işi çok zordur.

Sesimizi duyuruncaya kadar çığlık atmamız gerekiyor. Birlik, beraberlik içinde, insanca  yaşam hakkı için mücadeleye devam etmemiz gerekiyor.

Başta eşim Elçin olmak üzere İzmir - Antalya - Izmir yolculuğu ve kongre sırasında her an  yanımda olan Dr Hasan Dinçer, yardımcımız Ali Eroğlu'na teşekkür ederim.
Nöroloji derneğine teşekkür ederim.
Engelli odası, her türlü destekleri için Pine Beach otel çalışanlarına, Antalya’da yaşayan  hasta yakınlarımız ile toplantımız sırasında destek veren CDK medikale teşekkür ederim.

İzmir - Antalya yolculuğu ve konaklama hakkında

17 Kasım sabah İzmir'den yola çıktık, akşam otele ulaştık. Yolculuk sırasında önemli bir sorun olmadı.  Solunum cihazı ve aspiratör için 12 DC çakmak adaptörü kullandım. Ön koltukta seyahat etmek, minibüs arkasında akülüde seyahat etmekten çok daha rahat.

Otelde kalorifer henüz çalışmadığı için elektrikli ısıtıcı istedik. Otel yataklarının başucu yükseltilmesi için bolca yastık istedim. Yatak şiltesinin altına başucuna yastık koyduk, bu sistem oldukça rahat.  Çoklu uzatma kablosu istedim. Banyo klozeti çok alçak oluyor, otelden tuvalet yükseltici istedim, yokmuş. Banyo su gideri, klozet üzerinde yıkanmaya uygun değildi, bornoz, havlu vs kullandık.

Alper Kaya






Bunlar da ilginizi çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Blog Arşivi