21 Kasım 2012 Çarşamba

48. Ulusal Nöroloji Kongresi - Antalya

Antalya - Antalya'nın Serik ilçesine bağlık Belek beldesindeki Maritim Pine Beach Otel'de düzenlenen 48. Ulusal Nöroloji Kongresi kapsamında, Türk Nöroloji Derneği yönetim kurulu üyeleri ile hasta derneklerinin temsilcileri ortak basın toplantısı düzenledi.
Türk Nöroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ersin Tan, toplantıda yaptığı konuşmada, nörolojik hastalıkların kişilerin hayatını uzun süreli etkilediğini, bu hastaların yaşadığı sorunların çözümünde toplumun her kesimine görev düştüğünü söyledi.
Hastaların yaşam haklarına saygı göstererek yaşamlarını kolaylaştırmak gerektiğini belirten Ersin Tan, nöroloji kaynaklı kronik hastalıkların rehabilitasyonu için merkezler kurulmasının önemine işaret etti. Özürlü hastaların var olan haklarını almalarında yaşanan bazı sıkıntılar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tan, hastanelerde kişinin özürlülük durumuna ilişkin 7-8 kişiden oluşan uzman hekimlerin verdiği raporun zaman zaman SGK tarafından reddedildiğinin altını çizdi. Tan, ''Bir başka deyişle hekimin verdiğini bürokrasi engelleyebiliyor. Hastalarımızın özürlülük haklarına saygı gösterilmesi lazım'' diye konuştu.
Prof. Dr. Ersin Tan, ALS hastalarının solunumda sıkıntı yaşadıklarını ve bazı cihazlar kullanmaları gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:
''Rapor yazıyoruz, (Cihaza ihtiyacı var) diye. (Henüz özürlülük derecesi tutmamıştır) diye reddediyorlar. Bu hastalık başladığı zaman ilerleyecek. İki kere iki dört. Bazı hastalıklar vardır ki belirti verince bunun nereye gideceği bellidir, ancak bunu anlatmakta güçlük çekiyoruz. Belki anlatıyoruz ama inandırmakta güçlük çekiyoruz.''
Son dönemde fiyatı 400-500 lirayı bulan ve ilaç adı altında pazarlanan bazı otlarla hastaların istismar edildiğini kaydeden Prof. Dr. Tan, ''Şarlatanlara karşı mücadele etmek lazım'' dedi.
Nörolojik hastalıklarda akraba evliliğinin olumsuz etkisine de değinen Tan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Akraba evlilikleri bu ülkenin yüz karasıdır. Akraba evliliği olduğu takdirde kalıtsal hastalıkların görülme oranı çok yüksektir. Maalesef Türkiye'deki akraba evlilikleri dünyada ilk 3-4 içindedir. Akraba evliliği olduğu zaman maalesef hastalıklı çocuk olma oranı yükselecektir. Bilime inanmayan bir ülkedeyiz. Hastaların pozitif bilime inanması lazım. Ülkemizde akraba evliliklerinin önüne geçilmesi lazım.''

ALS-MNH Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Alper Kaya, ALS hastalığının yüzbinde 1-2 oranında görüldüğünü, kas güçsüzlükleriyle kendini göstermeye başlayan hastalık yüzünden hastaların 3-5 yıl içinde kaybedildiğini söyledi. Bugün hastalığı tedavi edecek bir yöntemin henüz bulunmadığına işaret eden Kaya, böyle bir durumda hastaların başlangıçta yürüme olmak üzere konuşma, yutma fonksiyonlarını kaybettiklerini ve yatağa bağımlı yaşadıklarını kaydetti.
ALS hastalarını, ''Zihinsel fonksiyonları yerinde, ancak kendi vücutlarına hapsolmuş'' diye tanımlayan Kaya, ALS hastalarının sorunlarının anlaşılması ve bu sorunları çözmeye yardımcı olmanın önemini vurguladı. Bu hastalığa yönelik bazı alternatif tedavi yöntemleri geliştirildiğine dair asılsız haberlere yer verildiğine dikkati çeken Kaya, ''Asılsız tedavilerin, ilaç tedavilerinin, aslı olmayan tedavilerin halkın aklını karıştırmasına engel olmaya çalışıyoruz'' dedi.
Alper Kaya, kas hastalıkları olan kişilerin konuşma güçlükleri nedeniyle acil servislerde sorunlarını anlatamadıklarını, ayrıca acil servislerde görev yapan personelin de nörolojik hastalıklara karşı nasıl müdahale edileceğini bilmediğini ifade etti. Sık sık yaşanan elektrik kesintilerinin solunum cihazına bağlı hastaların hayatını riske attığına dikkati çeken Kaya, hastaların sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik desteğe ihtiyaçları olduğunu bildirdi.
''Uydurma yöntemlerin reklamı yapılıyor''
Türkiye Kas Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Coşkun Özdemir, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün amaçladığı bilim toplumu olmayı başaramadığını savundu. Toplumun halen bilim dışı yöntemlerle aldatılabildiğine işaret eden Özdemir, medyada bazı ''bilim dışı uydurma yöntemlerin'' reklamının yapılabildiğine değindi.
Prof. Dr. Özdemir, Türkiye'de 100 bin kas hastası olduğunun tahmin edildiğini, hastalıkları nedeniyle özürlü durumuna düşen vatandaşların kamu hizmetlerine ulaşımının kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti. Özdemir, hükümetin 2005 yılında imzalanan bir uluslararası anlaşmanın ardından 7 yıl içinde kamu araç ve binalarını özürlüler için ulaşılabilir hale getirmeyi hedeflediğini, ancak bunda başarılı sonuca henüz ulaşılamadığını söyledi.
Toplantıya katılan kas hastası Kemal Koçak, kas hastalarının teşhis döneminde genetik merkezler ve uzan sayısının yetersiz olduğunu, tanı ve teşhis sürecinde ciddi sıkıntı yaşandığını kaydetti. Özürlü birey sayısını azaltmak için öncelikle kadın doğum uzmanlarının bilgilendirilmesinin önemine işaret eden Koçak, kalıtsal hastalığı bulunan aile bireylerinin bilgilendirilmesindeki çalışmaların da kısıtlı olduğunu söyledi.
Koçak, kas hastalıklarında teşhis sonrasındaki takibin kısıtlı olduğunu, hastaların kamu kurum ve kuruluşlarına erişiminde de hala sıkıntı yaşandığını anlattı.
''Alzheimer unutkanlıktan ibaret değil''
Türkiye Alzheimer Derneği Ankara Şubesi Başkanı Prof. Dr. Esen Saka Topçuoğlu, alzheimer hastalığını tamamen durduracak bir yöntemin halen geliştirilmediğini, ancak mevcut semptomlara yardımcı olacak ilaç ve davranışsal yaklaşımlarla hastalara yardımcı olmaya çalıştıklarını anlattı.
Alzheimer hastalarının istismarına karşı daha dikkatli olmak gerektiğine değinen Topçuoğlu, ''Alzheimer hastalarına mucize gibi ilaç'' şeklinde yapılan alternatif yöntemlerin hiçbir yararı olmadığını bildirdi.
Ankara Şubesi Başkan Yardımcısı Dilek Ürgüray, Alzheimer hastalığının unutkanlıktan ibaret olmadığını vurguladı. Bu hastaların yakınlarına çeşitli destekler verilmesi gerektiğini belirten Ürgüray, ayrıca toplumun da alzheimer hastalığı konusunda bilgi sahibi olmasının önemine işaret etti. Yaşlanan kişilerin davranış ve hafızalarındaki değişiklikler, tekrar tekrar aynı sormaları sormalarının alzheimer şüphesini doğurduğunu belirten Ürgüray, bu hastalara yönelik gündüz ve sürekli bakım evleri kurulması gerektiğini bildirdi.
''MS hastalarının sorunu yanlış etiketlenme''
Türkiye MS Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Aslı Tuncer, MS hastalığının çoğunlukla genç erişkinlerde, daha çok beyin ve omur ilikteki hasar nedeniyle ortaya çıktığını kaydetti. Bu bireylerin hayatlarının en yoğun ve en aktif dönemlerindeyken bu durumla karşılaştıklarını belirten Tuncer, bunun da hem aileye hem de topluma yıkım getirdiğini vurguladı.
MS hastalarının en çok ''yanlış etiketlenme'' sorunu yaşadıklarını belirten Tuncer, şöyle konuştu:
''Hastalık özellikle genç bireylerin hayatlarında iş bulma, iş bulabilirlerse de haksız yere işten çıkarılma sorununu getiriyor. Doğru bilgi ışığında hastalığın tanıtılmasında medyanın desteğini istiyoruz. Bu hastaların evde bakımları önemli. Evde bakım açısından, yıkanmasından, çevrilmesinden, yürütülmesinden, günlük aktivasyonlarına kadar aslında aile bireylerinin iyi eğitilmesi gerekiyor. Bu eğitim için de hekime zaman verilmesi gerekiyor. Aile hekimleri olması gerekiyor. Yanlış yönlendirilen tedaviler bizim hastalığımız için de önemli. Sülükten yosun tedavisine kadar yanlış uygulamalar oluyor. Bunlar açısından da Sağlık Bakanlığı'nın yüksek denetimi olması gerektiğini düşünüyoruz.''
Türkiye MS Derneği'nden Nazire Yıldırım da, MS polikliniklerinin sayısının artırılmasını istedi. Toplumun bu hastalığı iyi tanımadığını, denge problemleri nedeniyle de MS'li bireylere, ''sarhoş muamelesi yapabildiğini'' anlatan Yıldırım, ''Sabahtan iyi olabiliyor, öğleden sonra sıkıntısı olabiliyor. Bu da işten kaytarma olarak algılanabiliyor ve işlerine son verilebiliyor'' diye konuştu.
Türkiye MS Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Kürşad Korkut, engelli bireylere nasıl davranılması gerektiği ve nelere ihtiyaçlarının olduğunun halka iyi anlatılmasının önemine değindi. 
19 Kasım 2012

9 Kasım 2012 Cuma

Son değişiklikler (29 Eylül 2012) SUT

Not: Danıştay kararı için Tıklayınız 
İlgili ayrıntılı haber için Tıklayınız 
7.3.12.C- Ev Tipi Ventilatör (İnvaziv Mekanik Ventilasyon Cihazı)
(1) İnvaziv mekanik ventilasyon cihazının uygulama endikasyonları;
a) Akut solunum yetmezliği sonrasında yoğun bakımdan çıkışına engel kalmayacak şekilde
diğer sistem hastalıkları tedavi edildiği ve kronik tedavi uygulamaları düzenlendiği halde invaziv
solunum desteğinden ayrılamayan veya ayrılma olasılığıolmayan trakeotomili hastalarda,
b) Kronik ve/veya ilerleyici solunum yetmezliği veya başka kronik organ disfonksiyonlarına
sekonder solunum yetmezliği nedeni ile non-invaziv mekanik ventilasyon uygulamasının yetersiz
kaldığı, yapılamadığı veya yapılmasının kontrendike olduğu ve sürekli olarak İnvaziv solunum desteği
ihtiyacı olan hastalarda,
kullanılması halinde ev tipi mekanik ventilatör cihazı bedeli Kurumca karşılanır.
(2) Cihazın temini için hastayı takip eden uzman hekimin ve yoğun bakım sorumlusu uzman
hekimin (iç hastalıkları, göğüs hastalıkları, anestezi ve reanimasyon, nöroloji, hastanın çocuk
olması halinde ise çocuk hastalıkları, çocuk göğüs hastalıkları, çocuk yoğun bakım uzmanları) yer
aldığı, 2 nci ve 3 üncü basamak yoğun bakım ünitesi bulunan sağlık kuruluşlarınca ayrıntılı olarak
düzenlenecek sağlık kurulu raporuna istinaden bedelleri Kurumca karşılanır.
(3) Raporda hastanın gereksinimine göre cihazın teknik özelliklerinin belirtilmesi gerekir. Bu
teknik özellikler hastanın solunumsal stabilitesini sağlayan MV parametrelerini (Mod, Vt, frekans,
tetikleme hassasiyeti, Pins, Psup, PEEP, FiO2,İnspiratuar akış hızı veya I:E oranı) kapsamalıdır.
(4) İnvaziv mekanik ventilasyon cihazının yenilenme süresi 5 yıldır. Bu süreden önce yenilenen
cihazların bedelleri Kurumca karşılanmaz.
(5) Aşağıda belirtilen invaziv mekanik ventilasyon cihazı ile birlikte kullanılması ve belli
süreden önce değişmesi gereken aksesuarlar ve yardımcı sarf malzemelerinin bedelleri kurumca
karşılanır;
1- Solunum devreleri (ayda 2)
2- Bağlantı üniteleri (ayda 1)
3- Trakeotomi kanülü (ayda 2)
4- Isı nem tutucu filtre (haftada 2)
5- Aspirasyon sondası (günde 4 adet)
(6) İnvaziv mekanik ventilasyon cihazı için düzenlenen sağlık kurulu raporunda belirtilmesi
koşulu ile oksijen konsantratörü, oksijen tüpü, ev tipi aspirasyon cihazı, nebulizatör, nemlendirici,
ambu seti bedelleri Kurumca karşılanır.
(7) İnvaziv mekanik ventilasyon cihazlarının kullanımı ve bakımı konusunda verilecek eğitim,
hasta için izleme programıoluşturulması, hastayı taburcu eden ve raporlarını düzenleyen hekimin ve
hastanenin sorumluluğundadır.”

2012 fiyatları:
313 306.710 TRAKEOSTOMİ KANÜLÜ,  BALONSUZ 35,00
314 306.720 TRAKEOSTOMİ KANÜLÜ,  FENESTRELİ 41,00
315 306.730 TRAKEOSTOMİ KANÜLÜ,  BALONLU 24,00
316 306.750 TRAKEOSTOMİ KANÜLÜ,  ÇİFT BALONLU 100,00
317 306.760 TRAKEOSTOMİ KANÜLÜ,  BALONLU, SUBGLOTTİK, ASPİRASYON KANALLI 125,00
318 306.770 TRAKEOSTOMİ KANÜLÜ, SİLİKON 100,00
319 306.780 TRAKEOSTOMİ KANÜLÜ, FOAM KAFLI, (GÖĞÜS CERRAHİSİ, YOĞUN BAKIMLAR VE KBB) 181,00
320 306.790 PERKÜTAN TRAKEOTOMİ SETİ   285,00

***
VENTİLASYON, NEBÜLİZATÖR VE SOLUNUM CİHAZI SARF MALZEMELERİ
168 302.710 SET, NEBULİZER,  ERİŞKİN 1,35
169 302.730 HASTA DEVRESİ, PEDİATRİK 46,00
170 302.740 HASTA DEVRESİ, ERİSKİN 46,00
171 302.750 İNHALASYON TEDAVİ ÇEMBERİ (AEROCHAMBER) 19,36
172 302.790 SOLUNUM DEVRESİ (T-PİECE) 25,13
173 302.800 TRİFLU (SOLUNUM EGZERSİZ ALETİ) 3,75
174 302.810 FİLTRE, BAKTERİ, NEM TUTUCU  (HMEF) 3,93
175 302.820 FİLTRE, VENTİLATÖR İÇİN 5,92
176 302.830 FİLTRE, BAKTERİ 1,75
177 302.840 OKSİJEN GAZI 10 LT. 4,00
178 302.850 OKSİJEN TÜPÜ VE MANOMETRESİ 127,00

***
272 226.930 Bipap S/T 4.800,00
273 226.940 Oksijen Konsantratörü 833,00
274 226.950 Nebülizatör 100,00
275 226.960 Auto Cpap 1.300,00
276 226.970 Adaptif Basınç Destekli Servo Ventilasyon (ASV) Cihazı 9.305,00
277 226.980 Ev Tipi Aspiratör 147,00

***
249 224.900 Özelliği Olmayan Motorsuz Tekerlekli Sandalye B*H 5 yıl 300,00
250 225.000 Özellikli Motorsuz Tekerlekli Sandalye B H 5 yıl 550,00
251 225.100 Akülü tekerlekli sandalye B H 5 yıl 2.200,00
252 225.200 Tekerlekli Sandalye Oturma Adaptasyonu   B* H 3 yıl 80,00

SGK dan cihaz nasıl temin edilir?


SGK'dan cihaz alabilmemiz için ne yapmalıyız?

SGK, CPAP, BiPAP veya aksesuarları temini için sizden Uyku Testi ve CPAP Titrasyon Testlerini istemektedir. Solunum hastaları için SUT(Sağlık Uygulama Tebliği) yayınlanan şartları sağlamaları durumda cihaz temin edebilirler.

SGK ne gibi evraklar istiyor?
Uyku Testi ve CPAP Titrasyon Testi raporunuz, heyet raporu ve reçetesini istemektedir.

SGK cihaz temini için illa Devlet Hastanelerinde mi yatmam gerek gün vermeleri uzun sürüyor?
Hayır illa Devlet Hastanesi olması gerekmiyor, SGK anlaşmalı ve heyet raporu verebilen özel veya üniversite hastanesinin raporları da geçerlidir.
Not: Trakeostomi yapılan ve solunum cihazına ilk kez alışacak ALS hastaları, hastanede bir süre hastanenin solunum cihazına bağlanırlar.  Hasta yakınına eğitim verilir. Genel durumu düzelen hastalar ev tipi solunum cihazına alıştıktan sonra taburcu edilir. Ev tipi solunum cihazına marka/model alışabilmek için farklı firmaların cihazları ile solunum çalışması yapılır. Hastanın rahat ettiği cihazı satan firma temsilcisi ile görüşün.

Cihazı eczanelerde olduğu gibi direk alabiliyor muyuz? 
Cihaz temini için SGK ilk önce kuruma başvurmanızı istemektedir. Eczanelerdeki sistem medikal sektöründe geçerli değildir.

SGK'nda nereye gideceğiz ne yapacaklar?
SGK Merkez Müdürlüklerine bağlı İadeli Cihazlar Servisine gitmeniz gerekmektedir. İadeli Cihazlar Servisi, raporlarınızı ve evraklarını inceler belirtilen cihazı alıp alamayacağınızı onaylarlar. SGK stoklarında mevcut olan cihazları SGK herhangi bir ücret istemeksizin size verir.

Diyelim ki SGK bize cihaz verdi, bu cihaz sıfır cihaz mıdır?
Şuan SGK yeni cihaz alımı yapmadığından size verilen cihaz daha önceden kullanılmış olacaktır. Stoklarında cihaz yoksa size dışarıdan temin edebilirsiniz denir ve "Kurum Stoklarında Yoktur" diye rapor veya reçetenin arkasını onaylar.

Dışarıdan cihazı nasıl temin edeceğim benden fatura veya herhangi bir belge istenmeyecek mi?
"Kurum Stoklarında Yoktur" onayını aldıktan sonra istediğiniz yerden bu cihazı temin edebilirsiniz. Fakat bu firmanın cihazları satmaya yetkili olduğu belirtir belge ve UBB(Ulusal Bilgi Bankası) kaydının olmasına dikkat ediniz.
Kurum cihaz için sizden;
-"Kurum Stoklarında Yoktur" onaylı raporunuzu ve reçetenizi
-Zimmet ve Tahütname
-Garanti Belgesi
-Firma Yetki Belgesi
-Cihazın UBB kaydı
-Cihazın UBB etiketi

Zimmet ve Tahütname neden veriyoruz?
SGK size cihazı dışarıdan alabilmeniz onayını verdikten sonra cihazın belirli bir kısmını(Bunlar SUT(Sağlık Uygulama Tebliği) yayınlanır) karşılar ve bunun karşılığında cihazı size zimmetler ve gerektiği durumlarda cihazı geri iade etmekle yükümlü olursunuz. Açıklamak gerekirse SGK sizden cihazı belirlediği tutarlarda satın alır ve size kullanmak üzere zimmet eder.  SGK ayrıca, cihazınızın kullanıp kullanılmadığını yıllık olarak kontrol edebilir.

Cihaza ödenen tutar nedir?
SGK kurumu SUT’a göre hareket eder ve orada belirtilen tutarlarda ödeme yapar. SGK ödeyeceği tutar alacağınız cihazın tutarına göre değil SUT'de belirtilen tutarda ödeme yapılır. Cpap cihazınızı 900 TL ye almış olsanız bile kurum size 650 + kdv%8 ( 52 ) Tolam 702 TL öder.
Bu tutarlar KDV hariç aşağıdaki gibidir;
DÜZ CPAP : 650 TL
Otomatik CPAP:1300 TL
DÜZ BiPAP S : 2050 TL
OTOMATİK BiPAP ST : 4800 TL

SGK paramızı hemen ödüyor mu?
Hayır. SGK cihazın bedelini 20-45 gün arasında T.C. Kimlik Numaranıza T.C. Ziraat Bankasına yatırır. Ziraat bankasında önceden hesabınız olması gerekmez.

Kaynak: 

Bunlar da ilginizi çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Blog Arşivi